Valazur, düzenin dışına düşmüş, ilahi yasaların çatlağında büyümüş bir varlıktır. Aloran’ın düzeniyle alay eder.
Aloran’ın gözünde denge, ancak sınanarak gerçek olur. Bu yüzden kaos, yok edilmesi gereken bir düşman değil, düzenin doğruluğunu sınayan bir zorunluluktur. Valazur’un varlığı, ilahi plana bir tehdit değil, onun sağlamlığını test eden karanlık bir eşlikçidir.
Valazur gücünü açıkça sunmaz. Vermez vaat eder. Zayıf anlarda fısıldayan bir ses, terk edilmiş bir tapınakta atılan zar, unutulmuş bir kitaptaki tek bir cümle... Valazur her zaman doğrudan gelmez. Çağrılmaz dikkatini çekmek gerekir. Fakat bir kez dikkatini çektiğinizde, geri dönmeniz mümkün olmayabilir.
Onun sadık bir cemaati yoktur. İnanç değil, ihtiyaç onu çağırır. Kanla yazılmış anlaşmalarla, kurbanla mühürlenmiş ritüellerle ve aklın sınırlarını aşmış kuramlarla doludur.
Tapınakları yoktur. Sadece ritüel alanları, terk edilmiş sunaklar ve inancın karanlıkta büküldüğü yerler onun yankısını taşır. İbadet etmek değil, bedel ödemek gerekir. Çünkü Valazur, dua karşılığında değil, ruh karşılığında konuşur.
Hâlâ direniyorsan, o seni duymamıştır.
— Terk edilmiş ritüel alanlarında sıklıkla rastlanan bir söz