Tiritanut, bilginin kendisini kutsal sayar ancak sadece elde eden için değil, paylaşan için. Ona göre bilgi, akış halindeyken değerlidir. Aktarıldığında anlam kazanır. Sessiz çalışmayı, sabırlı arayışı ve önyargısız öğrenmeyi kutsal kabul eder. Öğrenci ile öğretici arasındaki bağ, onun inancının merkezindedir.
Onun izinden yürüyenler, doğruyu bulmaktan çok doğruya ulaşma sürecine sadıktır.
Tiritanut’un inananları, onunla dua ederek değil, araştırarak bağ kurar. Tapınakları ibadet değil, üretim mekânlarıdır. Onunla bağ kuranlar, cevaptan çok sorunun ahlakını tartar. Çünkü Tiritanut için bilgelik yalnız sonuçta değil, sürecin sorumluluğundadır.
Ationa adı verilen ansiklopedi, onun adına tutulan en eski bilgi derlemesidir. Efsaneye göre sayfaları asla bitmez, çünkü her doğru cevap, yeni bir soruyu doğurur. Tiritanut’un takipçileri, bu kitabı yalnızca bir kaynak değil, bir yol arkadaşı olarak görür.
Tiritanut’un peygamberi, tanrının doğrudan sözcüsü değildir. Ationa’ya yazılacak her yeni bilginin tartısını yapan, ahlaki süzgecini yöneten figürdür. Bu yetki yalnız peygambere verilmiştir. Her akademi, her bilge, her araştırmacı yeni bir bilgi önerisi sunabilir ama o bilginin Ationa’ya dahil edilip edilmeyeceğine karar verir.
Soruyu sormak, cevaptan daha kutsal olabilir.
— Ationa’nın giriş sayfasına düşülmüş ilk satır