Melarti, estetiğin, ustalığın ve üretimin tanrısıdır. Ona edilen dualar sözle yapılmaz. Eserle, emekle, iz bırakmayla yankılanır. Her fırça darbesi, her çekiç vuruşu, her sökülüp yeniden dokunan kumaş parçası onun huzuruna bırakılmış bir hediye sayılır. Sanatın yalnız sonucu değil, süreci de kutsaldır. Çünkü Melarti ilhama fısıldar ama zanaati sınar.
Ona inananlar, yaratıcılığı bir lütuf değil, bir sorumluluk olarak taşır. İlhamı yakalamak mümkündür, ama onu taşıyabilmek için ter dökmek gerekir. Melarti, sabırsızlara yüz çevirir ama sabırla işlenmiş her parçayı, geceden sabaha uğraşılmış her kusurlu formu dikkatle izler. Onun kutsamasına sadece emekle erişilir.
Tapınakları diğer tanrılar gibi taş ve sütunla değil, eserlerle örülüdür. Onun adına düzenlenen sergiler, loncaların yıllık ustalık sınavları ve ustadan çırağa geçen teknikler, hep bu inancın parçasıdır.
Aesthe adlı kutsal kitap, Melarti’nin ilahi estetik anlayışını ve zanaat sırrını kuşaktan kuşağa taşır. Bu metin yalnızca bir öğreti değil, ustalıkla yarışan bir eserdir. Okunmaz, incelenir, yeniden yazılır, üzerine yorum yapılır. Çünkü Melarti’nin inancı, kopyalanmakla değil, yeniden üretilmekle yaşar.
Melarti’nin peygamberi, yalnızca büyük bir usta değil, ustalık zincirinin taşıyıcısıdır. Onun görevi yeni teknikleri yerinde görmek, yeni yöntemleri anlamak, geliştiren kişilere Melarti'nin övgülerini taşımak ve bunların bozulmadan yeni nesillere aktarılmasına ön ayak olmaktır. Her loncada bir iz bırakır, her çıraklık yemininde kulağa fısıldanır. Çünkü Melarti'nin iradesi, yalnızca geçmişin ustalığında değil, geleceğe taşınacak emekte de yaşar.
İlham bir kıvılcım olabilir; ama onu yakacak olan sabırdır.
— Aesthe’den bir öğüt